Etiket arşivi: Turkish dessert

SÜTLAÇ – SÜTLÜ AŞ – KAYMAKLI SÜTLAÇ

Milk Pudding with Rice (The English translation is below)

“Sütlaç – sütlü aş – kaymaklı sütlaç” tarifimiz Mehmed Kamil’in Melceü’t-Tabbahin’inden. Kitabü’t-Tabbahin’de de aynı şekilde yer almış.

Sütlaç yani sütlü aş çok eski bir Türk yemeği/tatlısı. Şekersiz hatta tuzlu çeşitlerine de rastlanır. Genellikle tatlı bile yapılsa bir çimdik tuz atılır sütlaca. Üzerine şeker şurubu dökülen çeşidine ise “Bağdat sütlacı” denir. SÜTLAÇ – SÜTLÜ AŞ – KAYMAKLI SÜTLAÇ yazısına devam et

AŞURE – OSMANLI AŞURESİ

Ottoman Style Noah’s Pudding (The English translation is below)

Aşure tarifimiz daha doğrusu Osmanlı Aşuresi tarifimiz Dürrizade Nurullah Mehmed Efendi’nin Ağdiye Risalesi’nden.

Her şey gibi aşure de yüzyıllar boyunca değişimler göstererek farklılaşmış. Örneğin dönem aşurelerinin vazgeçilmez çeşidi olan bakla neredeyse hiç bir aşure tarifinde gözükmüyor artık. Börülcenin aşurede kullanıldığına ise pek rastlanmıyor. Keza razaki üzüme de. O yüzden damağınız tanıdık ama farklı bir lezzetle karşılaşacak. AŞURE – OSMANLI AŞURESİ yazısına devam et

MURABBA – AYVA MURABBASI

Thick Quince Jam (The English translation is below)

“Ayva murabbası” tarifi Melceü’t-Tabbahin’den. Murabba, 5 yy’da turunç kabuğuyla yapılan kuru bir şekerleme anlamına gelirken, 19. yy’a gelinceye kadar anlam değiştiriyor ve meyve ezmesi ya da süzülmüş meyve suyundan yapılan kıvamlı reçel anlamında kullanılmaya başlıyor.

Bu koyu reçel, o dönem Osmanlı İmparatorluğunda, bugünkü anlamda kahvaltı alışkanlığı yerleşmediğinden, tatlı olarak tüketiliyordu. Murabbaların içinde ayva murabbasının ise özel bir yeri vardı. Çekirdeğinin özelliği sayesinde jelatinsi bir hale gelen ayva murabbası sevilen ve en çok yapılan murabba idi desek yalan olmaz. Lafın güzeli kısa olandır diyelim ve tarifimize geçelim. MURABBA – AYVA MURABBASI yazısına devam et

MEMUNİYYE

Kitabü’t-Tabih‘te bulunan Memuniyye hakkındaki bilgileri Stefanos Yerasimos’dan alıyoruz.

Adını Harun Reşid’in oğlu Me’mundan alan bu yemek Bağdadi’nin kitabında yoktur ama Şirvani kitabı tercüme ederken eklemiştir. 17 Haziran 1469’da Fatih Sultan Mehmed’in sofrasına çıkartılmıştır. 1539 şenlikleri ve Topkapı Sarayı’nın sonbahar yemekleri arasında görülür. 1574’te Venedik elçisi Adrea Badoero’ya Divan’da sunulan yemekler arasındadır.MEMUNİYYE yazısına devam et